Embed

Geniş Zamanlar 4

 


Gel-Git Denizleri

‘Ben bize sığındım’ diyor sevgili:
‘Hadi bize gidelim’...

Açalım kanatlarımızı uzun bir yolculuğa
Özleyen yerlerimize gidelim.

Gökkuşağı açtıralım yağmurlarımıza
Islak güneşimize gidelim.

‘Hadi bize gidelim’...




Gülden Damlalar

l.
Dudaklarımızın bağbozumuyla
sarhoş günlerimizin içinden geçtik.
Şarabın ve aşkın anayurdunda
asmalarımızın gül iklimindeydik.

2.
Yakındı yüreğin
soyundum,
rüzgâr kaldın,
öptüm soluğunu
ruhun kadar yakın.

3.
Kırılınca zırh,
-nasıl da insan-
yağmurda gül
çok uzaklardan...
...nasıl da içiçe.

4.
yağmurkuşu olsam
uçsam,
bulutuna girsem,
...gökkuşağına.

5.
iki martıyız
aynı denizin kıyılarında
güneşin ve göğün altında
arınıyoruz,
yoruldukça kanatlarımız
aşkın ve şiirin büyük dalgasında.

6.
Gün gülüme eğilir...
...ben ona hasretiyle.

7.
Ayın altında
ince dereler gibi yol alırım sende;
...kıvrılarak, bükülerek, sokularak.

8.
Uzun bir düşe hazırlanıyor orman;
içimde bir gül büyüyor usulca...

9.
Sana dönüyorum, durmadan;
...eğilip bir gülü öpmeye, sulamaya.



Yan Yana Işıma

Ah ne uzun yolculuk?
bu güzel güneşe;
uçkunuz yağmurlarımızda.

Doğdun, doğduk... yeniden:
Masmavi bir gülümserlik olduk bize?
deniz yerle bakır göğün arasında.



İki Oda

Örtüler açıkta bırakır geceyi
İki odaya düşer sırdaş gölgeler.

Bin yıllık uykuya söner lamba
Sıkı avuçlarda çiyi ışıyan geceler.

Bize geç kalır hep uyanışın sıcak ağzı
İki oda –kimsesizliğe dar- içimizde genişler.



Boş Sandalye

Yerinden eden düş bozgunu
göğümü dolaşarak açılıyor balkonuna.

O ince bir sızı sandalyede boş kalan
sıcağını yüzüme taşıyan.

Ruhun çiçek telaşından
gölgesini geçiren bulut,
şafağımda kırmızı kal.

Dön yokluğunun beklediği
boş sandalyeye,
yüzümde su izi kal.



Gece Yolculuğu

Yürümeyi soyunur bir çift ayak
nice patikaların çiğnenmişliği.
Anıdır ağrılara
yolcunun gecede gecikmişliği.



Bozgun

Hasat için parçalanır el,
Ten gerilir uçmaya.
Kol; gümüş çağrı yele.
Selden önce toparlanmaya
Ürün durur bakışlarımızda çepeçevre…

Güneşle büyümeyen düş
Açlığıdır gövdenin,
Savrulan ordan oraya
Bozgun lekedir ürüne çepeçevre…



İnce Kederi Gölgenin

Gölgemizi solumakta lal zaman
Çiçek için tutunduğumuz dal.
Issız güneş, şiir feneri.
Kıyıdan patikaya: gül aynan.

Feneri çiçekle, güneşte kal.
Gürültüsüz an. İnce kederi gölgenin.
Göğün parantezi geçiyor kıyılarımızdan.



Kıyılarından

Güz yelleriyle savrulan külün altından
Çıkagelir yazın örttüğü gidip gelmelerin.

Suyum şarkısını dinler kıyılarından
Yüzümde rengi öptüğün kelimelerin.

İklim, sus payıdır belleğe, acılarından
Dumanım mavi, çeker içine bronz düşlerin.




Dokununca

Yolumuzda uzuyor hasır, tırnaklarımızda zaman
Geçiyor şarabın acısından tenimizin sarhoşluğu.
Yolcum camları titretiyor: o acıkmış gülümseme
Dokununca göğümüze doluyor aşkın şiir boşluğu.



Bulutunda

Bu taşkın, bu ses, bu saçak altı,
Bu ıslanan kumru önünde camlarımın..
Bu yaprak şenliği,
Bu yaşamak gibi bir şey, dansı rüzgarın..

Bulursun her aradığında ellerimi.
Bulurum sesini: kırmızı, dalgın
Bulutunda saklıyım.
Bu yaşamak gibi bir şey; Lyra: çalgın..



Lir ve Orfe

1
Soylu sesinin yankısı aralıyor ağzımı durmadan
dilim uyanışını dönüyor.. dönüyor teldeki sızım..
bulutum, çalgım, takımyıldızım; Lyra…

Bin kez söyleyip unuttuğum şiir.. bulup kaybettiğim kıyım;
patikam, ormanım.. yeniden başlamak için güneş yakınlığına;
ormanın aynasından çiylerimi taşıyorum bulutuna…

Şarkınla akıyorsun.. bin düğüm çözer tel tel sarılışın,
uzun soluğum ısıtıyor dalını, aralıyorum göğe sarmaşığını,
bin yıllık ağzımda unutulmuş deniz tadı; Lyra..

Kollarımın çağıran boşluğuna sığınan ışığım;
ellerin taşıyor bende
bir yaprak veriyorum adına.. köpük köpük dök sesini..
ıssızlığıma kanat..!
bir yaprak veriyorum adına; gürültüyle açıyor orman kendini..
binlerce sözcüğün akıyor içimin yıldız kaymasına.

Yüzünü göm ve kaybolsun yüzümün aynasında
saklı kalsın suyumuzda sis demeti..
ormanı geceye salan son aydınlığıyla günün
eşiğimin otları üstünde parıldayan inci.. Lyra..


2
Yaprak: ikizim!
sancımda doğan şafağım;
gezgin ruhumda yol alan güneş.


İçine çekiliyorum büyük pencerenin
incinmiş yosun telaşı suya gömülü taşlarında..
Yürü.. Çoğal.. Yankılan ey orman..! Yaprak: ikizim!
Göğsümde yıldız bolluğu: Mevsimim..!

Çiçeklenmiş patikanda yol yol ellerim..
hep derinine çılgın ormanın... binlerce yol
soluğunla doluyor bulutum..
binlerce yol yaprakların arasında.

Ormanın açık kucağında sessiz düş,
göğsümde yıldız bolluğum -mavi ve derin-
açık bırakarak sayfalarını çiçeklerinin;
ruhunun yankısını öpüyorum; Lyra..


3
Şimşeği kuşanmış yüzünün binlerce anlamı, çoğalan..
yüzümde soluğun; binlerce aralanmış damla..
açıyor dallarını sonuna dek; orman, örtüyorsun beni..
yüzün.. soluğun..baştan sona yaprak denizi.

Yüzünde aralanıyor durmuş zaman:
hazır şimşek..! hazır düş…
hazırlanıyor dudaklarda dönüp duran kan..!
yankılanıyor yüzünün şiirinde; isteğin aç ağzı!

öpüyorum ağzının “orpheus” sesinden; ruhumu saran
bulutuna yolum..

Beni yıka, sonsuz kıyına uzandım; uzandım iç döküşüne..
Yankılan..!
ruhumun aynasından dökülüyorsun:
ağzımda bin yıllık şarap..
Dingin koynunda ormanın, sarmaşığın uykusunda
güzelliğine uyanıyorum durmadan; durmadan! Lyra..

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !