Embed

Geniş Zamanlar 3

 


Yeniden Küreklere

uç dallarından çınarın
unutturulduğu yerden
kör budaktan

gövdenin akıl tutulmasından
uykulu toprağın yamacından
çiylerinden yeli öpen yaprağın

sarmaşığın gizlediği kuru daldan
bulutundan, suyunun kıyısından

yeniden kurmaya yorgun düşü
adamız özledi fırtınayı

sevgilim,
hadi; yeniden küreklere



Duman

Şafağı dalıma astım, yele dönmüştü ömrüm.

Patikanda akşamlardım, sığınırdım diline.
Hep gidilen yerlerdi, benim durmadan döndüğüm.

Şafağı dalıma astım, bir deniz gördüm.
Denizden sonra o dumanda öldüm.



Bir Yakın Bir Uzak

Er geç yitirir anlamını uzak
bakış dağılır tuzakların aç ambarında.

Hangi taş çatlamaz da
avunur yosunlarla; bitkin, kurak.

Şenlik büyür, acı balı taslara doldurarak
mumdan güller: yeni istanbul hatırası.

Çanakkale çoktan geçildi
aşk kâlplerde bir kürdilihicazkâr yarası.

Ruh nasıl doysun, ten: gülün damlası
uzak kızılcık şerbetiydi, çoktan içildi.

Geçti yaz, eski baharlarla avunarak
dalgada yağmur kuşları; bir yakın bir uzak.



Dağılgan

Gün geniş öğlenin sofrasında
doyuruyor düğün alayını.

Rüzgâr kışı ağırlıyor
dolaşıyor kenti dağlı adımlarıyla.

Çayır pek yakında
mitolojiye bağışlayacak adını.

Şer kurşunları dökülüyor
camların yapış yapış alnından.

Her yakınlık
koynunda besliyor arsız uzaklığı.

Ey, benim olan biz
düğün dağıldı, nerdesiniz?



Güneşli Oda

Dört yan sis.
Dört yan ateş.
Dört yan duman.

Cehennemi yücelten aç ağızların saldırısı her yöne.

Sen çiçekli kal..!

Gün ağır.
Gün yorgun.
Gün solgun.

Cenneti karşılayan çiçeklerin dağılışı her yöne.

Sen güneşli kal..!

Düş gerçek.
Düş cehennem.
Düş cennet.

Güneşli oda: sarmaşıkların yayılışı her yöne.
Öpmelerin yayılışı her yöne: güneşli oda..!

Sen burda kal.

Çiçekle, güneşle
Aşkla, odada…

Sen, benimle kal..!



Öteki Kapı

öteki kapı çağırıyor,
yüzümüz dağılıyor bilinmeze:
ne güzel ölüm-

baksak kapı, bakmasak ölüm
zamanın zembereği boşalıyor..

düşler aralanıyor
kırılıyor kiliti nakışlı kutunun.

öteki kapı;
uyanışa açılan kırmızı bulutum.

nereden baksan çağıran ölüm-
sisler arasından;
nereden baksam…

yüreği yüreğimi,
şiiri şiirimi
bedeni bedenimi
baştan çıkarıyor.

ne güzel ölüm-

soylu yankın bana koşan
nereden baksam engin
nereden baksam derin

öteki kapı karşılıyor beni;
ruhumda yaprak serinliğin.

öteki kapı
ne güzel ölüm-

ölüm: sonsuza uzanan düğün..



İkili

-yağmur;

yosun düşünde kayaların
elinden, avucundan
nasıl da kayıp gideceği -tedirgin
yorgun gökle savaşmaktan..

-güneş;

solgun açılışı yaprağın
korku nasıl da düş-içe
tanrının bakışında kalmalı
ölme zamanı -orada..

aç alında iki derin çizgi
kanasın.. kanasın şafağa..



Uzakta

Uzakta,
zeytinliklerin orada,
karayılan yolların suya eğildiği
o sıcak kıyıda.. orada,
sevgilim orada, uzakta.

Uzakta,
incirlerin orada;
yeşil yosunları ıslak bir mağaraya
indirmiş gölgeli bakışlarını,
avuçlarında gök, deniz çıplak ayaklarında.

Uzakta,
çınarların orada;
dalgın kırmızı bulutlar omuzunda,
ıslanıyor sözdüğümü dudaklarımda;
uzun bir mektup yazıyor
yeşil sazlıklardan içime akan yağmurla.



Hoş Geldin Gece

Gece; anayurdum benim!
arındığım dingin deniz,
doyuran derinliğim
gece, hoş geldin.

Şiirin verimli toprağı
özlemin derin sarnıcı gece
gece hoş geldin;
hoş geldin
ışıklı yolculuğu ellerimin.

Çan bizim için
bizim için sevgilim,
çıkalım gecikmiş patikaya
oturalım geniş yatağına gecenin.

Gece; anayurdum benim!
arındığım dingin deniz,
doyuran derinliğim
gece, hoş geldin.



Kuşatma

Yol alır mangam
ıssız vadinde,
kollarında ıslık kuşları.
Titrer güllerin
etinin trampetinde,
titrer içinin yaprakları.

Geçeriz yangın yerinden
ayaklarımız çıplak,
susar yağmur kuşları
o zamandışı açlıkta,
al bulutlarda ayyaş başımız,
ne hüzün ne sevinç
tedirgin bir ayazma
ılık sular gibi kalışımız.

Yol alır mangam
ıssız vadinde,
aşk şarkıları çalar
etinin trampetinde.
Ben turuncuya boyadım
içimdeki karanlığı,
sen kucağımda pembe
uzağımda ayaz kaldın.

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !