Embed

Dar Köprü 2

 


Gün Yağmuru

Güneş geri alıyor, fazlasıyla verdiklerini:
İki ufuk arası nem.
-eksik çabayı kutsamıyor aşk-

Yağmur kuşları; iki pencere yalnızlığında.
Bir gelip bir gitmede.

Gergefinde ruhumu dokuyor aç evren.
Yine de dost kalıyoruz tok güneşle.

Çok uzak çocuklarımızla aramızda
Gökkuşağı bumerang
Bir gitmede, bir gelip, bir daha gelip. 



Bir Güz Saatidir Kaya

Sızdırır zamanı
göğsünün kesik damarlarından,
ve ruha eşlik eden filizini madenin,
sızdırır, upuzun olur zaman.

Dağılır mermer, incinir yel;
upuzun bir çığlık:
sudaki sabrın sakin şiiri,
incinir aceleci yağmur.

Bir güz saatidir kaya
düş yollara çıkar,
parçalanır krallığı aklın
aydınlanır aşkla
öteki yüzü hayatın.

Bir güz saatidir kaya
dağılır mermer, incinir yel;
incinir yel, dağılır mermer! 



Bilerek Yanılgı

Nice gündüzlerden sonra
yıkıldığımız akşam
gelip çattığında
başımızın çevrildiği gerçek
gösterir bize
yanılgımızın verimli toprağını.

Anımsa sevgili dost!
Anımsa;
aklın kılıcıyla
baç aldığımız günlerin
delik deşik gecelerini.
bir daha anımsa! 



Uzun Bir Çığlık İçin

Uzun bir çığlık için yıllarca susmak gerek;
şafak için gece nasıl susarsa,
Dere coşmak için nasıl beklerse Kasım’ı.
Uzun bir çığlık gerek
vurmak için karanlığı!

Hüznün kara bulutları vardır,
bekleyişin ardında dağlar,
unutulmak bir adın başka bir adı.

Bir kol demiri sessizliğidir
uğuldayan boşlukta.
Bir bedenin suskun kaygısı:
belki de uzun bir çığlıktır beklenen
yaşamın kendisinden! 



Son Yalana Dek

Oyunları bozuyor acımasız yol.
Ertelenmiş doğrular bugün eziyor bizi!

Erdemin patikaları
ışıldıyor ağır gecenin ağzında.

Yine de
kösnül sığınaklar ülkesi
yaşatacak son yalana dek
ikiyüzlülüğün kırallığını. 



Adımlar



Kendi resmini yapmak gibidir adımlar:
bütün kentlerden birer renk
dağlardan rüzgâr alır getirir
yayar boydan boya.
Yayar ruhunu bütün sokaklara.

Maviyi kıskanıyormuşum gibi bir gün
eve dönüyormuşum gibi.

Fırtına göğün dibini dövüyor,
sokak lâmbaları inadına kör.
Bütün adımlar şimdi sonbahar
ne bir eksik, ne bir fazla!

Yer açın bilge kışa,
sokakları boşaltın!
Güz:
esrik bir soluğudur kışa varmanın.

Maviyi kıskanıyormuşum gibi bir gün
eve dönüyormuşum gibi.
Tarih tam da
kendini açıklayabilecekken,
alacakaranlığı adımlıyoruz,
güneşi bir bulup bir yitirmek gibi. 



Bizi Çağıran Yol

Çok eğleştik
kaçak sözlerin yurtluğunda.
Biz, bir zamanlar
düşlerini ateşte deneyenler,
alışılmadık yükler
gün görmüş omuzlarımızda.

Gözü karalığımızda devinen yol
yeniden çağırıyor bizi
her moladan sonra.

Uslanıyor
coşkunun uçuk yalpası
zorlu patikalarda.

Aşkı taşıyan yol
sandığımızdan da uzun sürecek
suskun sis çanları zamanının
alacakaranlığında. 




Sevda Sarkacından

1
ZOR BEKLEYİŞ

Şimşeğin içinden geçiyoruz,
göğsümüzde kanar güller!
Uyuklar gölge uzun gökler altında
yıldız barışıklığında geçer günler.

2
ZAMAN VE MEKAN

Gülüşünün kırıldığı an
öperim baldudak ağzından;
yeniden yazılır tarih,
göçerim acı yurdundan.

3
IŞILTILI TEN

Soluğum yontar göğsünü
açılır yol, ağzın dolgun başak,
iki şimşeğin zamanında
varoluruz ışıldayarak.

4
RENK

Benim yalnızlığım esmer
seninki yeşil,
bir bozkır düşünürüm
ellerim üşür.

5
DAMGALI DOĞUM

Yeniden doğarız
içinden bulutların,
böleriz birbirimizi;
sonra hep tenhalara
her yanımız öpüş izi.

6
UZADIKÇA

Şiir kadar yakın
şiir kadar uzak,
yıllarca uzar gider
merhabamız sımsıcak. 



Kör Kavşak

Terli avuçlarımı bastırdığım her kaya
biraz daha uzaklaştırıyor seni bana.

Binlerce yol:
vınlayıp iniyor dereye ıslıklı gölgeler
uyandırıyor ay küllenmiş közü.

İşte ağzım:
binlerce yol,
kilitli duruyor sana
sözün anlamı aldattığı bir dünyada.

Hesaplanmışı ezip geçiyor orman
kendi dışına taşıyor gölge:
işte yabanıl soluğum!

Kör kavşakta
paramparça ağzım
adımı saklamaktan.

Bozulmasın diye büyü
işte ağzım
kilitli duruyor sana
kör kavşakta. 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !